3. 09.

 eylul-yagmuru.jpg

Gazeteler yığın halinde birikip duruyor evde. Eskisi gibi pazar ilavelerini okuyup keyif çatamıyorum; benim yerime bulaşıkları yıkayan biri olsa… Seri İlanlara bakıp, gazaltı kaynakçısının ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Eylül, arka bahçede ceviz düşürmeye çalışan bir çocuk gibi, taşları panjurlara çarpıp duruyor…

Halbuki şimdi Suadiye’de bir pastanede oturup bir Meksikalı tembelliğiyle geleni geçeni süzme zamanıdır. Okullar açılacak, liseli kızlar defterlerini sıkı sıkı tutarak, çantalarına rozetler takarak geçecekler yollardan… Her biri bizi bir teneffüs vaktine götürecek; sahi ne çok hikaye biriktiriyorlar tokalarında…

Sanal alemde de sessizlik var. Selam sabah yok ama herkes çevrimiçi, herkes kendi çevriminin içinde kaybolmuş bugünlerde… Horoz gibi tünemiş bakıyorum sabahtan beri, damağımda gereğinden fazla dem atılmış bir çay tadı… Demin ders notlarımı karıştırdım, en önemli yazarlardan iki kelime ile bahsedip hocanın favorilerine sayfalar ayıran bir zihniyetle düzenlenmişti notlar. Duyduğuma göre 10 sayfalık notu olan ders için 100 sayfa yazan kızlar varmış, üstelik ‘hoca burada güldü’ gibi notlar da düşüyorlarmış aralara. Böyle okulun açılmasına yakın kantin - bahçe muhabbetlerini özlüyor insan; hani kendim gibi okuyup da bir şey olamamış bir arkadaşı da alıp uzun yürüyüşlere çıkmak, başarısızlık abidesi transkriptlere bakarak dahiyane yorumlar yapmak cazip geliyor nedense…

Böyle geçer işte eylül… Yankılı, boş okul koridorlarında, yeniden bir araya gelme kaçamaklarında, ucuz lokantalarda, kağıt çay bardaklarını çöpe fırlatma yarışmalarında… Ve biz bıkana kadar sararmıştır yapraklar, yeni oyunlar bulmak için döneriz evlerimize, akşama, etkisi zamanla hissedilecek mütevazi bir yağmur yağar… Nereden geldiği olmayan bir balık kokusu, hamsili pilav yapması için sıkıştırılacak bir anne demektir, sonra sahile kısa bir yürüyüş yapılır, kaldırımlardan iştah toplanır. Ayaküstü sohbetlerde tatil yapmaktan yorulmuş arkadaşlarla selamlaşılır, yılın bu zamanında kimse çaktırmaz şairaneliğini…

Sonunda anlarız ki, yaşlanmışız bir yaz daha…


3. 09.

7360_443aba23750a_2.jpg 

Çocuklar için yazıldığı iddia edilen yazıların içinde bizim için de bir şeyler yok mudur? Hep ‘çocukların okuma alışkanlığı edinmesi’ için kaleme alındığı söylenen eserlerin dışında, bence, okuyanı alıp bir masal ülkesine götürecek güzellikte olanlar da var…Burhan Eren’in Yıldızlı Atlas’ı gibi….

İlk olarak Zaman Gazetesi’nin hediyesi olarak verilen sonra benim güzelce yitirdiğim - bir kütüphaneyi boşaltmanın en kolay yolu birilerine kitap vermektir - kitabın akıbetini bilenler lütfen yazsınlar… Şu güzel eylül günlerinde size - ve kendime - tavsiye ederim….