Önce boş bir odadayım. Akşam oluyor. Perdesiz pencerelerde ışık patlamaları. Duvarlarda gölgeler. Parkelerde sunta kokusu. Hiç kimse yok. Dışarı bakmak istiyorum. Ama isli bir gün sonu yalnızlığından ve bir parça Karadeniz çimeninden başka bir şey göremeyeceğim, biliyorum.
Dün Kadıköy’deydim. Garip bir ÅŸekilde boÅŸ, uykulu sokaklardan geçtim. Lokanta olarak düzenlenmiÅŸ eski evlerin arka pencerelerinden içeriye aÄŸaçlar bakıyordu. Bir azınlık sessizliÄŸi içinde uyuyan kiliselerin duvarlarına tünemiÅŸ kediler geçerken bana baktılar.
Geceydi sonra. Bir yol üstü kasabasıydı. İsim yok. Seni görüyorum. Bir kumarhanede çalışıyormuşsun. Dudaklarında adı söylenmeyen bir sevgilinin sırrı. Yüzü gölgelere gizlenmiş yabancılarla dolu karanlık sokaklardan geçiyoruz. Sen korkmuyorsun, ben ölümüne korkuyorum. Bana sarılmayınca anlıyorum, herşey gerçeğe ne kadar benziyor.
Sonra uyandım. Uzanıp bardağı kaptım ve bir yudum su içtim. Aklımdan evcimen düşler geçiyordu. Doğrulup oturdum. Saatim üç buçuk - dört civarı olduğundan o kadar emindim ki bakmadım bile. Sadece bana neler olduğunu sordum kendime. Beynimde danseden yüzlerce olay, kişi ve mekanın yarattığı kaostan nasıl kurtulabileceğimi düşündüm. Hepsini yazarak ehlileştirmem çok vakit alacaktı. Özellikle seni tam unuttuğum yerden görmeye başladığım bu rüyaları nasıl ıslah edecektim?
Peki Bahariye’den Mühürdar’a giden o yol çok mu gerçekti? Ya BeÅŸiktaÅŸ’ta Barbaros heykeline eski bir dostunu tanımış gibi vuran o deli rüzgar? Deliksiz ve rüyasız bir uykudan sonra yüzüme karşıki apartmanın pencerelerinden yansıyan sabah güneÅŸi?
Hangisini ben kurdum bu düşlerin, hangisini sen? Yoksa o pembe fondaki fotoğrafın da bir rüya mıydı?
4 Yorum
SİNEM
9 Eylül 2007 günü 17:28 sularında gönderildi.
yine çok güzel bi yazı olmuş gerçekten yürekten tebrikler abi:)
rüyaladan bende çok çektim olmasını istediklerim ve gerçeklerim arasında gidip geldiler gecelerime?
bazen rüyalarımdaki gibi yaÅŸamak istedim,bazen rüyalarımdakileri…
nerden gelirlerdi gecelrime gerçeklerden mi, hayallerden mi bilmem ama yaÅŸamak istediklerimde oldular yaÅŸamak istemediklerimden kaçışlarımda…
ömer özlü
9 Eylül 2007 günü 22:38 sularında gönderildi.
kardes senın kım oldunu cok merak ettım ısım benzerlıgını anlarımda ısım soy ısım benzerlıgı bu kadarda olmaz dedırttı yane
Ömer Özlü
10 Eylül 2007 günü 00:38 sularında gönderildi.
evet hakikaten de öyle. ben de seni tanımak istedim açıkçası. ama bizim köyde de mesela var baya ömer özlü, ben alıştım artık
Esra ErdoÄŸdu
11 Eylül 2007 günü 05:40 sularında gönderildi.
Rüya yı okuyunca aklıma yıllar önce okuduÄŸum bir kitap geldi. “Sofi nin dünyası ” … Felsefecileri,sofistleri,felesefik süreci anlatan bir kitaptı roman tarzında. Kitapta Sofi nin hayatının içine giren bir adam, herÅŸeyi deÄŸiÅŸtiriyordu yaÅŸamında Sofi nin. Kitabın sonunda da… Sofi,kırmızı baÅŸlıklı kız,yedi cüceler gibi bir kitap kahramanı olduÄŸunu anlıyordu ve kitabın sayfalarından kaçıyordu. YaÅŸam içindeki yaÅŸam kuramı…
…An geliyor ve bizler uyanıkken de rüyadamıyız diye kurcalıyoruz hayatı…
RSS Beslemesi (Yorumlar) · TrackBack URI
Bir yorum yazın!
Kategoriler
ArÅŸivim
Mutlak Görün
Bilgi
Yazı Takvimi
Son Yazılarım
Son Yorumlar
Çok Tutulanlar
Ömer Özlü kişisel web ve tecrübe paylaşım platformudur. Altyapı olarak Wordpress kullanmaktadır. Kaynak belirtilerek alıntı yapılabilir.