Eh, geri sayıma geçtik artık, sayılı günler kaldı 11 Ayın Sultanının teÅŸrifine… Bugün yine yalnız kalmaktan olacak, şöyle bir düşündüm de bakın aklıma neler geldi:Â
ÇemberlitaÅŸ’ta yıkılmak üzereymiÅŸ gibi duran küçücük bir dükkan vardır.. Adını bilmediÄŸim Üsküplü bir amca burada kuru fasulye, piyaz ve köfte yapar. Kıymetli müşterileri için çorbası, soÄŸanı ve ekmeÄŸi de vardır. Ara sıra uÄŸrayan Rumelili hemÅŸehrileri ile ‘azizim, mirim’ li bir sohbet ettiÄŸi de olur, ama onu genelde vakur bir Osmanlı yalnızlığı içinde isli tenceresini karıştırırken görürsünüz. Nuh Nebi’den kalma radyosundan öksürüklü bir hicaz duyulur, iftar vakti dükkanın bulunduÄŸu mevki itibarıyla duyulan cihetsiz ezan seslerine bu radyodan yükselen ‘ İstanbul için iftar vakti ’ sadası da karışır, iÅŸte o zaman Üsküplü Amca çorbamızı önümüze koyar, hafif bir sesle ‘Allah kabul etsin’ der.
Tarifini kırk yıl düşünsem bulamayacağım enfes kuru fasulyeler yenir, daha sonra bitiÅŸikteki Çorlulu’nun mekanına çay içmeye gidilir. Nargilelerini höpürdeten ehli keyfin saçtığı mayhoÅŸ kokuların arasında tavÅŸan kanı bir çay içilir. Hava ıslaktır, ben geldim diyen bir kış yüzünüzü ısırmaktadır, ama kime ne! Boza için Vefa’ya gitmeye üşendiniz mi, olsun, yürüyün Sultanahmet’e… Mahyalara sanki sevdiÄŸinizin ismi yazılmıştır. Dört bir yanınızda huzur soluyanlar bu insanlardır iÅŸte, sair zamanlarda ‘ şöyleler,böyleler ‘ diye kınadığımız… Öyle mütevekkil, öyle kanaatkar ve öyle mutludurlar ki hangi iklimde olduÄŸunuzu ÅŸaşırtırlar size… O zaman anlarsınız: Ramazan gelmiÅŸtir yüreÄŸinize…
Tanıdığım birisi bana ‘ Ramazan gelince huzur buluyorum ‘ demiÅŸti. Bunu öyle ani ve sıradışı bir ÅŸeymiÅŸ gibi söyledi ki, durup bir süre düşündüm: Bu sözü eden ne kadar çok kiÅŸi vardı. İşin bana göre ilginç kısmı ise ÅŸuydu: Bunu söyleyenler - kuÅŸkusuz hepimiz az ya da çok etmiÅŸizdir buna benzer bir kelam - sanki diÄŸer zamanlarda hayatlarından pek memnun deÄŸilmiÅŸler de, ramazanda manevi anlamda doyuyormuşçasına bir tavır takınıyorlardı.
Bir insan ramazanda niye mutlu olur? Bence bu sorunun dini cevaplarının yanında, özellikle bizim toplumumuzu ilgilendiren sosyal anlamları da var…
Ramazan gelince yaÅŸadığımız hayatı bir düşünelim. SaÄŸda solda cumbalı evleriyle eski Türk mahallerine benzetilen iftar sokaklarını geziyoruz. EÅŸe dosta akrabaya gidip iftar ediyoruz ya da haftada bir de olsa misafir ağırlıyoruz. Yenilen yemeklerin aroması bile deÄŸiÅŸiyor sanki, bütün bir sene adını unuttuÄŸumuz tatlılar, güllaçlar, revaniler, giriyor gündemimize… Sabahın onunda top atsan uyanmayacak adamlar bir kedi uysallığıyla kalkıyorlar sahura… Ve bence asıl önemlisi, yaÅŸadığımız hayat ramazanda daha ‘aslına uygun’ daha ‘bize göre’ geliyor sanki. İster istemez içine sürüklendiÄŸimiz ÅŸeyler, hayatımızı kirleten hırslar, günahlar, uzun emeller, modernist, bireysel, bencil dünyanın yüklediÄŸi palavradan sorumluluklar ramazanın bize giydirdiÄŸi zırhı delemiyorlar sanki. Sanki sadece bu mübarek ayda birilerinin buyurduÄŸu gibi yaÅŸamıyoruz, bir aylığına da olsa kendi kafamıza göre takılmanın keyfini çıkarıyoruz… Ama bunu bile çok görüp, ‘Osmanlı libası’ giydirdikleri minyatürleri oynatıyorlar fast-food reklamlarında…
Åžu ramazan ayındaki güzellikleri biraz ‘zamana yaysak’ mı acaba? Yoksa Heredot Baba’nın da dediÄŸi gibi ‘11 ayın dibine vuran zihniyet’imiz izin vermez mi buna?
8 Yorum
Ekrem Özlü
31 Ağustos 2007 günü 22:07 sularında gönderildi.
Erken bir Ramazan yazısıyla yüreğimizi ısıttın.
Gerçekten harika bir yazı olmuş, ben üzerine koyarak diyeceğim ki; sanırım Ramazan boyunca böyel tat bırakan bir yazı daha ya okurum ya okumam.
Bu yorumu okuyan arkadaslar sanmasınlar ki ben Ömer’i övüyorum.
Hayır; ben O’nu zaten yaÅŸayan bir adam olarak,aksine yazdıkları hakkında söyleyemediklerimi burda söyleme imkanı buluyorum.
”Mahyalara sanki sevdiÄŸinizin ismi yazılmıştır…”
Bu cüme beni cidden çok fazla etkiledi, bunu da ayrıca belirtmeliyim.
Bu güzel yazı için teşekkürler.
Ömer Özlü
31 Ağustos 2007 günü 22:10 sularında gönderildi.
Eheh, Abi sen az zamanda büyük kitaplar yazdın, tekrar dönsen bu iÅŸlere çok ÅŸenlikli olacak o zaman…
Esra ErdoÄŸdu
1 Eylül 2007 günü 05:01 sularında gönderildi.
Ömer okurken hani derler ya,içim ürperdi. Okul yıllarıma,ders çıkışı Sultanahmette oruç açmamızı ve Çorluluyu ve Türk ocaklarını hatırlattın bana… Ah o kadar yakınlar ki aslında…Hala burnumuzun dibinde…Ama figüranları eksik iÅŸte
Ardı sıra, Beyazıtta köşede, hemen durağın yanı başındaki balık ekmek satan amcadan balıklarımızı alıp meydanda yiyiÅŸlerimiz geldi.Ardındanda Çorluluda ki mis gibi elmalı nargile…
Gecenin bir vakti.Bir kaç dakika içinde ezanlar okunacak baÅŸlamamış sabahıma…AÄŸlattın beni be Ömer…
Zaman çarkı dönüyor,hiç bir dişlisi dahi kırılmadan,öğüte öğüte geçiyor üstümüzden.
Ramazan deyince benim aklıma,babannemin tüm çocuklarını ve torunlarını topladığı iftar sofraları gelir.Çocuklarına sevdiÄŸi yemekleri piÅŸirdiÄŸi ve herkezi tatlıya boÄŸduyu akÅŸamlar…Ardından da teravih namazını,evin küçücük odalarında saflar oluÅŸturarak kılan babalarımız,analarımız… YaÅŸadığım müddetçe anacağım anlar onlar…
GeçmiÅŸle ÅŸimdi arasında kurdurduÄŸun bu köprü için teÅŸekküler sana…
SİNEM
1 Eylül 2007 günü 16:56 sularında gönderildi.
gerçekten çok profesyonel bu yazılar yaa herkesi biyerınden yakalayan duygularla yüklü:)
herkesin hatıralarını, sevdiklerini,eskilerini bulup çıkarmış yüreğinin eski köşselerinden:)
teÅŸekkür ediyorum bende….
Erdal ERDOÄžDU
2 Eylül 2007 günü 19:30 sularında gönderildi.
ömer abi döktürmüssün yine masallah… ben senin her yazında bir cümleye takılıyom burdada
Şu ramazan ayındaki güzellikleri biraz ‘zamana yaysak’ mı acaba? Yoksa Heredot Baba’nın da dediği gibi ‘11 ayın dibine vuran zihniyet’imiz izin vermez mi buna?
bu soruyo verilcek cevabı bulamadım…
Ferhat Özkaşgarlı
7 Eylül 2007 günü 14:23 sularında gönderildi.
O sorunun cevabı şu olsa gerek:
Evet izin verir, fakat 11 ayın dibine vurabildiğimiz gibi nefsimizin dibine vurabilirsek izin verir.
Eline sağlık! Sanki ramazandaymış gibi hissettimç
Zeynep Çelik
8 Eylül 2007 günü 20:47 sularında gönderildi.
Gerçekten de daha “aslına uygun bir yaÅŸam” yaÅŸattırıyor ramazan ayı.Bence de zamana yayalım ramazan ayında yaptıklarmızı.
Davud DoÄŸan
3 Ekim 2007 günü 18:10 sularında gönderildi.
Hocam İstanbul’da Ramazan’dan bahsetmiÅŸsin.CiÄŸerimi deÅŸtin vallahi!
RSS Beslemesi (Yorumlar) · TrackBack URI
Bir yorum yazın!
Kategoriler
ArÅŸivim
Mutlak Görün
Bilgi
Yazı Takvimi
Son Yazılarım
Son Yorumlar
Çok Tutulanlar
Ömer Özlü kişisel web ve tecrübe paylaşım platformudur. Altyapı olarak Wordpress kullanmaktadır. Kaynak belirtilerek alıntı yapılabilir.