30. 11.
8-0′lık Liverpool mağlubiyetinden sonra kamuoyunun terbiyesizliğe kadar varan tepkileriyle karşılaşan Beşiktaş hakkında duyduğum en küstahça yorum, en ummadığım adamdan gelmişti. Arsenal’in yıllanmış menajeri Arsene Wenger ‘Beşiktaş gibi zayıf takımlar Şampiyonlar Ligi’ne alınmamalı.’ gibi bir laf etme cüretinde bulunmuştu. Kimin lige alınıp kimin alınmayacağına karar verme, hatta karar vericilere - ki öyle bir zümre de yok - tavsiyede bulunma utanmazlığını da ancak küstah bir İngiliz takımının hocası gösterebilir zaten. Siz iki ön eleme turu oynayacaksınız, bu 4 maçta yenilmeden Şampiyonlar Ligi vizesi alacaksınız, sonra puanı sebebiyle lige 4 takımla katılan bir ülkenin hocası sizin varlığınızdan şikayet edecek! Yok öyle yağma, sıfır puan çekmek dahil bütün haklarımız saklıdır!
Tabii ki küstahlık ve terbiyesizlik bununla sınırlı değildi, Türk medyasının linç girişiminden hiç söz etmiyorum. Tamam, 8-0′ın affedilir bir tarafı yok, ama oyuncuların maç sonrası fotoğraflarında gözlerine siyah bant çekmek hangi densizin fikri ola? Benim bildiğim siyah bant tecavüz zanlılarının gözüne çekilir. Demek ki malum medya, Beşiktaş’ın sekiz gol yemiş, moralman çökmüş oyuncularını sapıklarla bir tutuyor!
Neyse ki, Beşiktaş ne sıfır puan çekmek, ne de havlu atmak niyetinde olduğunu geçen çarşamba günü cümle aleme gösterdi. Marsilya’nın hocası Gerets, maçtan önce Arsene Wenger’le ilgili olarak; ‘ Böyle bir laf ettiyse ayıp etmiş, Beşiktaş Liverpool’u yendi, peki Liverpool zayıf bir takım mı?’ diyerek alicenaplığını bir kez daha kanıtladı. Beşiktaş İnönü’de önceki maçlardan farksız olarak hırslı, mücadeleci oynadı, üstelik o akşam tek amaç kazanmak değil, yeniden doğmaktı. Tello ve Bobo’nun golleriyle kazanan siyah-beyazlılar için Porto deplasmanı final olacak. Şahsi düşüncem, bu maçtan sonra herhalde herkesin aklına son saniyelerde yenen golle kaybedilen ilk Porto maçı gelmiştir. Gerçekten de çok iyi oynadığımız o maçı kazansaydık, Liverpool’dan değil 8, 18 tane yeseydik bile bizim için bir şey farketmeyecekti. Gruptaki tüm rakiplerini yenmiş bir takım olarak, son maça oldukça rahat gidecektik.
Sahi neden olmadı? Belki de hakem Stepanov’un elle kestiği topa penaltıyı çalsa, o maçın gidişi çok farklı olacaktı. Stepanov aynı hareketi Liverpool’a karşı Anfield’da da denedi, ama bu kez ‘yemedi’, hakem derhal penaltı noktasına gitti. Düşünüyorum da yenilince futbolcusuna tecavüzcü muamelesi yapan basınımız, Porto maçında penaltımıza tecavüz eden hakemi gözüne siyah bant çekip ifşa etseydi, her sene başımıza böyle hakem rezaletleri gelir miydi?
Son sözü 11 Aralık’ta Beşiktaşlı futbolcular söyleyecek. Norveç maçından önce de dediğim gibi, zor ama imkansız değil…
Çünkü en son umutlar ölür…

Ömer Özlü
Aralık 1st, 2007 at 14:21
abi mesaj yazmıyorum ama takibindeyim ona göre…artık galatasarayda besiktasta grublarınlarından cıkarlarda yüzümüz güler yav..millete maskara olmak bize yakısmıyo…
Aralık 2nd, 2007 at 01:33
galatasarayın işi kolay ama Beşiktaş çok zor bir deplasmana gidecek…ama bütün Türk takımları tam tekmil devam etsin tabii,dileğimiz o…