30. 09.

Kayıt yenilemede ikametgah belgesi ve dört fotoğraf isteyen tek okul olarak gözlerimizi yaşartan sevgili fakültemizin yeni ders yılı büyük bir coşkuyla (!) başlıyor. Harç ödemenin bile iki gün sürdüğü, hatta bu yüzden bankadaki memurlarla kavga etmek zorunda kaldığım destansı mücadelelere sahne olan bir kayıt haftasından sonra, kalan üç dersimi vermek üzere harekete geçmiş bulunmaktayım. İnşallah ocak ayında bütün bunlar biter ve artık rahatça önüme bakabilirim.

Bilenler bilir, okul konusu benim için yılan hikayesine dönmüş bir mesele. Geçme notu 1.80 olan bir bölümde 1.79′la kalmak (evet, bu notu görüp de transkripti onaylayan insanlar var bu dünyada), final zamanı hastalanmak, yine final zamanı babası hastanede olmak…vs. bunlar başıma gelen ufak tefek, ama bir buçuk yıla mal olan aksiliklerden bazılarıydı. Galiba tek yanlışımı, 2004 yılında ÖSS’ye girip okuldan kurtulma operasyonu çerçevesinde dersleri pek de ciddiye almadığım ve neticesinde 1.78 not ortalamasıyla ( 0.02 puan…sizde hiç insaf yok mudur?) kaldığım o dönem yapmıştım. Sonuçta her işte bir hayır olduğuna inanan insanlardan olduğum için bütün çılgın dürtülerimi bastırarak okuluma devam ettim ve nihayet son yüz metreye girildi artık.

Seneye nisan ayında, elimde gazete ve içi yiyecek dolu ufak bir poşetle Moda’ya doğru çıkan yokuşu tek başıma tırmanırken, artık okulu da arkamda bırakmış olmanın buruk tadını damağımda hissediyor olmayı umuyorum. Aklıma hep o okula başladığım sene geliyor, Prekazi’nin ortasahadan attığı şutla Ettori’yi avladığı o müthiş Monaco maçı, İlker Yasin, sobalı evler, Susam Sokağı… Hey gidi hey, tahsil hayatım nerelere uzanıyor! İşin tuhaf yanı, okula gittiğim ilk gün de çantamı kaybetmiştim. Demek ki ta o zamandan belliymiş bir dizi talihsizliğin başıma geleceği…

Gelişmeleri buradan izleyebilirsiniz, okulu açılan herkese yeni sene hayırlı olsun diyorum…


Bir yorum to „‘Ağlamak İstiyorum Sayın Seyirciler…’ ya da Prekazi’den Bugüne Bir Okul Macerası…“

  1. Esra Erdoğdu demişki:

    Ders seçmek için okulun tüm koridorlarını dolaşıp, tüm hocalarına:
    -Bizi dersinize alın hocam, biliyoruz sizin bölümden değiliz ama kredi doldurmamız lazım,
    diye dil döktüğünüz tek okulda İstanbul Üniversite sidir.
    Ders seçmek, kayıt olmak, transkript almak… Hele hele öğrenci belgesi için bir hafta boyunca çırpınılan tek okulda orasıdır. Dikkatlerinizi çekiyorum burası Türkiye nin ilk üniversitesidir. Ve İstanbul un da göbeğinde… Yani köklü bir üniversite…
    Ben şimdi 2. bir okul okuyorum ve burada kayıttan… öğrenci belgesi istemeye kadar her şey ama her şey internet ortamında. İlk karşılaştığımda bu durumla, mezun olduğum okuluma bize yaşşattıkları anlar, günler ve yıllar için çok ama çok teşekkür ettim !!! Malum bizler onlar için Edebiyat fakülteliydik. Hani derler ya renkli pasaport sahibi… Karantinalık.
    Ömercim bu Çin işkencesinden en kısa zamanda kurtulman dularım ile.

    Not: Arkadaşlık konularına değinmiyom. Onlar halı tadı damağımda, şekerimsi duygular :))

Cevap yaz